y le
 
Konursu Kasabası Web Sitesine Hoşgeldiniz!
 
Ziyaretçi Defteri
Sizden Gelenler
Tarihçe   
Üniversiteliler
Rehber
Coğrafi Konum
Nüfus    
İklim    
Sıcaklık    
 El Sanatları    
Yağışlar    
 
 

Son Güncelleme : Ağustos  2005
©
www.konursu.cjb.net
   İnanç Abiye   ( Mustafa Ünalın Kaleminden)

Aşağıdaki yazı 27 Ocak 2001 tarihli Zaman Gazetesi’nde yayınlanmış olup,  Mustafa ÜNAL tarafından kaleme alınmıştır. Yazıya konu olan rahmetli İnanç Bey, Konursu'lu Hasan Mercimeğin oğludur. Yazı, Hasan Mercimek Amcanın izniyle yayınlanmıştır. Yazının sonunda kendisine ait bir şiiride vardır

İNANÇ’IN  İNTİHARI

Maaşına haciz konduğunu öğrenince dünyanın bütün ağırlığıyla üstüne yıkıldığını sandı. Haydi dükkan neyse… ama şimdi işlerinin kötüye gittiği okulda öğrencilerine değin herkese ilan ediliyordu. Bu ne ağır dayanması ne zor bir durumdu. Özellikle de onun gibi hassas insanlar için.

İnanç, onuruna çok düşkündü. Hacizin maaşa kadar uzanması ona çok dokundu. Haberi ilk aldığında bir ara gözleri karardı.

Bu dünyada daha kötü ne olabilirdi ki… Birkaç kez babasına “Bu kadar gerginliğe dayanmakta ben oldukça zorlanıyorum baba. Keşke benim inançlarım da senin kadar güçlü olsaydı…” dedi.  Yakın arkadaşlarına “ Dünya benim için giderek anlamını yitiriyor” dediği rivayet edildi.

Aslında inancı kaviydi. 5 vakit namazını kılardı. İmam-hatip kökenliydi zaten. Biricik oğlu vardı. Ona da Üstad’dan hareketle Necip Fazıl ismini verdi. Ailede dini havayı iliklerine kadar teneffüs etmişti.

Babası ‘İnanç’ adını kutsallarla sağlam bağı sonucu koymuştu. Giyim eşyaları satan dükkanın adı da İnanç’tı. Hem oğluna hem dine düşkünlüğünden…

İnanç, maaşına haciz konmasının psikolojik havasından kurtulmak için çok mücadele etti. Öyle bir mücadele ki bedeni savaş alanına dönüşmüştü. Altüst ola iç dünyasını yeniden rayına oturtmak için çok uğraştı. Ne yaptı, ne ettiyse olmadı.

Bir türlü kendini hacizin psikolojik sarmalından kurtaramıyordu.

Bir gün biraz erkence ikindi namazını kılmak için Erzincan’ın şirin camilerinden Camii Kebir’e gitti. Abdestini aldı, doğruca camiye girdi, oturdu Kur’ân okudu. Ve hiç yapmayacağı şeyi yaptı: Tabancayı kafasına doğru çevirdi ve “Allah’ım ne olur affet” diyerek tetiğe dokundu.

İnançlarıyla haciz parantezi içine mahkum ettiği yaşamına son verdi. Üstelik camide... Bu, İnanç için, ailesi için ne dramatik bir sondu.

İnanç’ın esnaflığı babadan geliyordu. Eğitim Fakültesi’nde okurken bayrağı iyiden iyiye babasından devralmıştı. 4 yıl önce öğretmenliğe başlamıştı ama dükkanı rahatlıkla yürütüyordu. Hani işleri de pek fena gitmiyordu. Son ekonomik krize kadar… Alacaklarını toplayamadı, ödemelerini yapamadı.

Aslında İnanç krize yabancı değildi. 92 Erzincan depreminde dükkanlarının bulunduğu bina yerle bir oldu. Yıkıntıların arasından yeniden doğmanın bir yolunu buldular. 2 sene sonra gelen 5 Nisan devalüasyonunu da ufak tefek hasarlarla geçiştirdiler.

İki büyük sarsıntıyı yıkılmadan ayakta kalarak atlatan İnanç ne yazık ki daha nerede duracağı bilinmeyen son krize bütün kazanımlarıyla birlikte hayatını verdi.

İnanç’ın camideki intiharını münferit bir olay olarak görmediğim için sizinle paylaşıyorum. O şahsında Anadolu esnafını temsil ediyor. Onun ölümü bir bakıma küçük esnafın ölümü. İnanç’ın trajik hikayesi.

 


Gönül elinden feryad u zârı

Şu nankör aşkımdan bende bî-zârım

Rûhum azat olur belki mezarım

Ayaklar altında dümdüz olunca

                                       Hasan Mercimek