|
Aşağıdaki
yazı 27 Ocak 2001 tarihli Zaman Gazetesi’nde yayınlanmış olup,
Mustafa ÜNAL tarafından kaleme alınmıştır.
Yazıya konu olan rahmetli İnanç Bey, Konursu'lu Hasan Mercimeğin oğludur. Yazı, Hasan Mercimek Amcanın izniyle yayınlanmıştır.
Yazının sonunda kendisine ait bir şiiride vardır
İNANÇ’IN İNTİHARI
Maaşına
haciz konduğunu öğrenince dünyanın bütün ağırlığıyla üstüne
yıkıldığını sandı. Haydi dükkan neyse… ama şimdi işlerinin kötüye
gittiği okulda öğrencilerine değin herkese ilan ediliyordu. Bu ne ağır
dayanması ne zor bir durumdu. Özellikle de onun gibi hassas insanlar için.
İnanç,
onuruna çok düşkündü. Hacizin maaşa kadar uzanması ona çok
dokundu. Haberi ilk aldığında bir ara gözleri karardı.
Bu
dünyada daha kötü ne olabilirdi ki… Birkaç kez babasına “Bu kadar gerginliğe dayanmakta ben oldukça zorlanıyorum baba. Keşke
benim inançlarım da senin kadar güçlü olsaydı…” dedi.
Yakın arkadaşlarına “ Dünya benim için giderek anlamını yitiriyor” dediği
rivayet edildi.
Aslında
inancı kaviydi. 5 vakit namazını kılardı. İmam-hatip kökenliydi
zaten. Biricik oğlu vardı. Ona da Üstad’dan hareketle Necip Fazıl
ismini verdi. Ailede dini havayı iliklerine kadar teneffüs etmişti.
Babası
‘İnanç’ adını
kutsallarla sağlam bağı sonucu koymuştu. Giyim eşyaları satan dükkanın
adı da İnanç’tı. Hem oğluna hem dine düşkünlüğünden…
İnanç,
maaşına haciz konmasının psikolojik havasından kurtulmak için çok
mücadele etti. Öyle bir mücadele ki bedeni savaş alanına dönüşmüştü.
Altüst ola iç dünyasını yeniden rayına oturtmak için çok uğraştı.
Ne yaptı, ne ettiyse olmadı.
Bir
türlü kendini hacizin psikolojik sarmalından kurtaramıyordu.
Bir
gün biraz erkence ikindi namazını kılmak için Erzincan’ın şirin
camilerinden Camii Kebir’e gitti. Abdestini aldı, doğruca camiye
girdi, oturdu Kur’ân okudu. Ve hiç yapmayacağı şeyi yaptı:
Tabancayı kafasına doğru çevirdi ve “Allah’ım
ne olur affet” diyerek tetiğe dokundu.
İnançlarıyla
haciz parantezi içine mahkum ettiği yaşamına son verdi. Üstelik
camide... Bu, İnanç için, ailesi için ne dramatik bir sondu.
İnanç’ın
esnaflığı babadan geliyordu. Eğitim Fakültesi’nde okurken bayrağı
iyiden iyiye babasından devralmıştı. 4 yıl önce öğretmenliğe başlamıştı
ama dükkanı rahatlıkla yürütüyordu. Hani işleri de pek fena
gitmiyordu. Son ekonomik krize kadar… Alacaklarını toplayamadı, ödemelerini
yapamadı.
Aslında
İnanç krize yabancı değildi. 92 Erzincan depreminde dükkanlarının
bulunduğu bina yerle bir oldu. Yıkıntıların arasından yeniden doğmanın
bir yolunu buldular. 2 sene sonra gelen 5 Nisan devalüasyonunu da ufak
tefek hasarlarla geçiştirdiler.
İki
büyük sarsıntıyı yıkılmadan ayakta kalarak atlatan İnanç ne yazık
ki daha nerede duracağı bilinmeyen son krize bütün kazanımlarıyla
birlikte hayatını verdi.
İnanç’ın
camideki intiharını münferit bir olay olarak görmediğim için
sizinle paylaşıyorum. O şahsında Anadolu esnafını temsil ediyor.
Onun ölümü bir bakıma küçük esnafın ölümü. İnanç’ın
trajik hikayesi.
Gönül
elinden feryad u zârı
Şu
nankör aşkımdan bende bî-zârım
Rûhum
azat olur belki mezarım
Ayaklar altında dümdüz olunca
Hasan Mercimek
|