| |
|
Konursu Kasabası Web
Sitesine Hoşgeldiniz! | |
|
|
| |
|
Son Güncelleme : 18 Mart 2004 ©www.konursu.cjb.net
| |
|
|
|
Konursu kasabası
Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü'nde, Bayburt-Trabzon il
sınırını oluşturan Soğanlı Dağları'nın güneyinde uzanan bir alanda kurulmuştur.
Kasabanın genel olarak yeşil sahralardan oluşan kompleks bir yapısı
vardır. Yöre, eğimin az olduğu ve zemini sağlam olan kuzeydeki düzlüklerde
kurulmuş ve güneydeki düz zemine doğru inkişaf etmektedir. Gerek kasabanın
oturduğu zeminde ve gerekse yeni inkişaf alanlarında zemindeki volkanikler
bozulmamış olduğundan sağlam kalkerler ve kil taşları ile birlikte bulunduğundan
zemin sağlam bir yapıya sahiptir. Yeraltı su seviyesi alüvyonlarda 2-3mt.
civarındadır. Yerleşim biriminin içinden geçen Kanlı Çoruh Deresi'nin
her iki tarafı D.S.İ. tarafından duvar yapılarak muhafaza altına alınmıştır.
Bu nedenle kasabada taşkın tehlikesi söz konusu değildir. Kasabanın
iklimi karasal iklimdir. Fakat bu karasallık Doğu Anadolu'daki kadar
sert değildir. Karadeniz ve Doğu Anadolu arasında geçiş bölgesinde olduğu
için konumu iklimine yansımıştır. Yaz yağışlarının az olması ve buharlaşmanın
fazla olması yörede su yetersizliği meydana getirir ve sulama sorunu
oluşturur. Bu özellik yöreyi Karadeniz ikliminden ayırır. Kış soğuklarının
Doğu Anadolu'daki kadar sert olmayışı ise yöreyi Doğu Anadolu'daki karasal
iklimden ayırır. Yeryüzü şekillerinin elverişliliği ve verimli arazilerin
bulunmasıyla birlikte hayvancılık potansiyelinin yüksek olması, yörenin
yerleşme yeri olarak seçilmesinde etkili olmuştur. Yörede toplu bir
yerleşme tipi görülür. Mesken yapımında iklim ve kullanılan malzemenin
kolay temin edilebilmesi etkili olmuştur. Kerpiç malzeme ve taş, kullanılan
ana maddeler olmakla beraber bu eski tip taş ve kerpiç meskenlerle,
son zamanlarda yapılan betonarme meskenler iç içedir. Kasabanın temel
geçim kaynağı hayvancılık ve hayvancılığa dayalı tarım faaliyetleridir.
Bu sebeple, yüksek olan tarımsal ve hayvansal potansiyelin daha iyi
değerlendirilebilmesi için aşağıda özet olarak maddeler halinde verilen
hususların üzerinde önemle durulması gerekmektedir: 1)Topraklarımız
ata yadigarı, uğruna kan döküp binlerce şehit verdiğimiz hayatımızın
temeli olan varlıklarımızdır. Bu bakımdan topraklarımızı önce erozyon
felaketine karşı korumak zorundayız. Bunun için meyilli çayır, mera
ve otlak araziler sürülerek kesinlikle tarla haline getirilmemelidir.
2) Toprak ve meraların baharda çok erken otlatma maksadıyla hayvanlara
çiğnetilmesi hem toprak yapısını bozar ve hem de daha kendini kurtaracak
duruma gelememiş bitki varlığının yok olmasına sebep olur. Bu bakımdan
erken ve aşırı otlatmadan mümkün olduğunca kaçınmak lazımdır. 3) Geven,
yonca, ayrık ve benzeri tabi bitkilerin sökülmesi, tahrip edilmesi erozyonu
hızlandırır, sel felaketine ve çok yüksek toprak kayıplarına sebep olur.
Bunun için özellikle gevenlerin sökülmesi önlenmelidir. 4) Aynı tarlada
her sene aynı bitkiyi yetiştirmek toprağı yorar ve verimsizleştirir.
Bu bakımdan korunga, yonca, fiğ ve buna benzer baklagil bitkilerinin
mutlaka münavebeye sokulması lazım gelmektedir. 5) Bitkilerle topraktan
büyük miktarda azot, fosfor, potasyum ve diğer besin maddeleri sömürülür.
Böylece toprak bu maddelerce fakirleşir. Gübreleme yapmak suretiyle
bu maddelerin tekrar toprağa geri verilmesi gerekir. 6) Yem bitkileri
ekim sahaları mümkün olduğunca genişletilmelidir. Bu bitkiler hayvancılık
potansiyeli çok yüksek olan yöremizin kuru ot potansiyelini artıracağı
gibi toprakları ıslah ederek verim güçlerini artıracaktır. 7) İyi ve
ilaçlanmış tohumluk kullanılması ve su kaynaklarının geliştirilerek
sulamaya aktarılması yöre tarımının geleceği için çok önemlidir. 8)
Topraklarımız tarımsal amaçlar dışında kullanılmamalıdır. İnşaat sahaları
kesinlikle verimli topraklar üzerine kaydırılmamalı, bahçe toprakları
aynı şekilde arsa olarak değerlendirilmemelidir. 9) Yöremiz Türkiye'de
tarım ilaçlarının zehirleyici etkilerinden korunmuş nadir yörelerimizden
birisidir. Arıcılığa çok müsait olan kasaba çevresinin tabii bitki örtüsü
tarım ilaçlarıyla zehirlenmemelidir. Kanaatimizce ilaçlı tohum dışında
kasabaya tarım ilacı sokulmamalı, kasabanın toprak ve bitkileri kirletilmemelidir.
Zaten çok uzun bir kış dönemi yaşayan kasabamızda topraklar, bitkiler
ve sular soğuk tarafından dezenfekte edilmekte, hastalık amilleri büyük
ölçüde tabii olarak öldürülmüş olmaktadır. 10) Tarımsal organizasyonda
olduğu gibi, hayvancılık organizasyonu ile ilgili sorunlar da çözüme
kavuşturulursa, kuşkusuz yöre iktisadi yönden kalkınacak ve dolayısıyla
yöreden dışarıya olan göçler yavaşlayacaktır. Bu nedenle de hayvan ırklarının
ıslah edilmesi, bulaşıcı hastalıklara karşı aşılamaya sürekli devam
edilmesi, mera hayvancılığı yanında besi hayvancılığına yönelmesi,
hayvansal ürünlerin pazarlanmasında kooperatifleşmeye gidilmesi gibi
önlemler alınması gerektiğine inanıyoruz. Diğer taraftan yörenin bitki
örtüsü, arıcılığın gelişmesine imkan sağlamaktadır. Ancak halkın arıcılık
yapması için yönlendirilmesi gerekir. 11) Yörede ülkemizde olduğu gibi
mülkiyet ya miras yolu ile ya da satın alma yolu ile el değiştirmektedir.
Yörede bazı ailelerde mülkiyetin miras yoluyla ancak bir iki nesil sonra
paylaşılması, mülkiyetin parçalanmasını biraz olsun geciktirmektedir.
Ama buna rağmen geç de olsa yine toprak miras yoluyla parçalanmaktadır
ve giderek parsel sayısı artmaktadır. Kuşkusuz ilerde toprak parçalana
parçalana işlenemeyecek kadar küçülecektir. Diğer taraftan zaten şu
anda parsel sayısı arttıkça tarımsal üretim azalmaktadır. Bunun için
devlet-kasabalı işbirliği yapılması ve yörede mülkiyette toplulaştırma
sisteminin uygulanmasının zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Yörede iklim
ve iktisadi faaliyetlerin özelliklerine uygun olarak çeşitli sanayi
kolları geliştirilebilir. Dokuma sanayi buna örnek verilebilir. El sanatları
bölümünde de incelendiği üzere, yöre halkının el sanatlarına karşı iyi
bir eğilimi vardır. Ancak halkın böyle bir isteği zaman geçirilmeden
değerlendirilmesi gerekir. Yörede periyodik olarak özellikle halıcılık
ve kilimcilik dallarında kursların tekrarlanması ve halı tezgahı kuracaklar
için kredi sağlanması halinde, yöre ekonomisine büyük katkı sağlanacaktır.
Ayrıca başlanmış olan ağaçlandırma çalışmaları tamamlanmalı ve kasabanın
görünümü daha da güzelleştirilmelidir. Kasabada önemle halledilmesi
gereken bir sorun da eğitim konusundadır. Kasabada ilkokul ve orta okuldan
sonra öğrenciler liseyi il merkezinde okumaktadırlar. Her gün il merkezine
gidip gelmek ise zor şartlar oluşturmaktadır. Gerçi belediye, öğrenciler
için servis tahsis etmiştir. Fakat kasabada bir lise açılacak kadar
öğrenci potansiyeli mevcuttur. Yine kasabada, yüksek öğrenim için ailelere
büyük bir görev düşmekte ve ailelerin bu konuda duyarlı davranıp çocukları
için hiç bir fedakarlıktan kaçmamaları gerekmektedir. Kasabada mevcut
olan ilköğretim okulu ihtiyaca cevap verememektedir. bu sebeple ek okul
binası yapılmalı ve öğrencilerin her türlü spor faaliyetlerini gerçekleştirebilmeleri
için spor kompleksi inşa edilmelidir. Ayrıca yapımına başlanan futbol
sahası bitirilmeli ve faaliyete geçirilmelidir. Coğrafi açıdan özetle
incelemeye çalıştığımız, Konursu Kasabası'nın başlıca önemli sorunlarını
ve çözüm yollarını ortaya koymaya çalıştık. Sorunlar ortaya konulmadan
kalkınmanın gerçekleşemeyeceğine inanıyoruz. İşte bütün bu sorunlar
ve çözümleri ancak devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının ilgi ve desteği
ile ve kasaba halkının el ele vermesiyle mümkün olacaktır. Sorunların
çözümlenmesiyle, tarıma ve hayvancılığa elverişli olan yöre, iktisadi
açıdan gelişecek, gelir düzeyi yükselecek ve ilçe olabilecek bir potansiyele
kavuşacaktır. Kasabamızı bu hale getirmek en büyük arzumuzdur. Zaten
kasabada ilçe olabilmek için gerekli olan alt yapı (kanalizasyon, içme
suyu, yol, elektrik, telefon v.b.) hizmetleri büyük ölçüde tamamlanmış
durumdadır. Ve yine sonuç olarak eğer, hem bölge bazında hem de ülke
bazında gelişmek, Avrupa standartlarını yakalamak ve yine yeni bin yılda
müreffeh bir Türkiye görmek istiyorsak bu kalkınmanın topyekün köy ve
kasabalardan başlaması gerekmektedir.
|
| |
|
|