Konursu Kasabası Web Sitesine Hoşgeldiniz!
Ziyaretçi Defteri
Sizden Gelenler
Tarihçe   
Üniversiteliler
Rehber
Coğrafi Konum
Nüfus    
İklim    
Sıcaklık    
 El Sanatları    
Yağışlar    
 
 
 

Son Güncelleme : 18 Mart 2004
©
www.konursu.cjb.net
   Ermeni Mezalimi Üzerine (Bayburt'ta Yaşananlar-Rahmetli Aslan Mercimekoğlu ve Mustafa Yazıcıoğlu'nun Dilinden)
  •  Yil 1916. Düsman Erzurum'u ele geçirmis. Dumlu, Hinis bogazindan taaruza geçerek Karasu vadisinin kuzeyini takip ederek Karabiyik'a bugünkü ismi ile Kandilli'ye sizmis. Askale önlerinde 51. Piyade Alayi ile karsilasmis. Alaya büyük zayiat vererek Sansa deresine dogru ilerlemistir.
    Dumanli Sansa deresi ve Kop daglarinda mevzilenen Türk birlikleri alayi imhadan kurtarmak için düsmanin önemli bir kesimini esir alir. Diger kismini da geri çekilmek zorunda birakir.
    Israrla isgal hareketine devam eden Rus birlikleri savasin agirlik noktasini teskil eden Kop daglarini defalarca geçmeye çalisir. Türk askerî birliklerine yardima giden binlerce sivil Bayburtlu Kop daglarinda ordu-millet bütünlesmesinin en güzel örnegini verir. "Kop Savunmasi muvaffak olmus ikinci Plevne'dir." diyen bölge komutani Maresal Fevzi Çakmak bu savasinin ne zorlu bir savas oldugunu çok güzel bir sekilde ifade eder.
    Kop daglarini geçemeyen düsman bu kez Gavur daglari yolu ile Ispir bogazini zorlar. Kisa zamanda bogaz düser. Günlüce köyü merkez olmak üzere düsman Bayburt istikametine yönelir.

    Allahim ne bunaltici, ne bogucu bir gece
    Gözlerimiz bulutlandi, arabaya binince
    Karanlikta kaçiyoruz, çogaliyor korkumuz,
    Umulmadik bir felaket geçiriyor ordumuz

    Evet acisini yüreginde duyarak o günleri en güzel sekilde ifade eden hemsehrimiz sair Kemalettin Kamu'nun hislerine yine bir baska dörtlügü ile ortak olalim.

    Gönüllerin gözyasina inandigi bir anda
    Bin bahçeli beldemizi yadellere biraktik
    Gölgesinde barinacak tek agacim yok artik
    Dallarinda bülbül öten bahçelere elveda.

    Elemi ile sevinciyle ortak bir gaye için yüzyillardir üzerinde yasadigi ugrunda seve seve canini verdigi öz vataninda boynu bükük, gözleri yasli ve sehitlerini arkada birakarak çoluk çocugunu yanina aldigi birkaç esyasini arabaya yükleyerek aç, susuz, basi açik, yalin ayak yollara düstüler tarihin onlara reva gördügü o zaman diliminde insanlarimiz.

    YASAYAN TANIKLARI O GÜNLERIN

    Aslan MERCIMEKOGLU

    O günleri yasayan hemsehrimiz Ahmet oglu 1897 dogumlu Aslan MERCIMEKOGLU Bayburt'un kuzeyine düsen Konursu kasabasindan bir büyügümüz oldugu için muhaceret günlerine dair kendisine basvurdugumuzda bize sunlari aktariyordu.
    " Ben o tarihte cephede askerdim. Bizim birligimiz Soganli cephesinden geri alindi.Ben hastaligim dolayisiyla komutanimdan belge alarak köyüm döndüm. Birkaç gün köyde kaldiktan sonra duyduk ki cephe bozulmus ve Rus topraklarimiza dogru geliyormus. Biz de aile olarak aksam ezani okunurken köyümüzden Ugrak (Varzahan) köyüne oradan da Çayiryolu (Sünür) köyüne gittik. Geceyi orada geçirdikten sonra sabahleyin kafilemize Çikotlar'dan enistem Husret katildi. Rus'un o gün Bayburt'a geldigini haber verdi. Yine Mehmet Efendi, Killi Aligilin Ahmet Efendi aileleri ile birlikte kafilemize katildilar. Oradan hareketle Karahisar, Susehri, Zile yolu ile Çorum'a gittik. Sehirler arasinda dolasirken iasemizi hükûmet veriyordu"

    Güllü Hatûn

    Bayburt'un Gökçedere (Pulur) kasabasindan Gögüs ogullarindan Imam kizi yaklasik 1891 dogumlu Güllü Hatûn muhacereti görmüs geçirmis, bagri yanik bir Türk anasidir. Muhacirlige 3 yavrusu ile çikmis tek evlâdi ile dönmüs bir ana olan Güllü Hatûn'un esi cephede, iki oglu ise yol boylarinda sehit düsmüstür. Torunundan bize intikal eden hatiralarina göre muhacereti söyle anlatmaktadir
    " Evden barktan, köyden, kentten, tangir-ocaktan yok olacaksin. Yollara düseceksin can havliyle. Aç, susuz kalacaksin. Yanik tarlalarin, viranelerin, artiklari kavrulmus bugdaylarini ekmek yerine yiyeceksin. Üst çiplak, bas açik ayaklar delik desik, bunlar yetmezmisçesine tasinmaz agirliginin üstüne batmanlik üzüntüyü de yükleyeceksin. Her nefeste bir oh çekeceksin. Muhacereti görenlerin beli bükük bagri yaniktir yanik hey ogul"

    Mustafa YAZICIOGLU

    Isgal günlerini yasayan taniklardan Konursu Kasabasi'ndan Mevlüt oglu 1904 dogumlu Mustafa YAZICIOGLU ise sunlari söylemektedir.
    " Adabasi (Abras) köyü istikametinden bir süvari dörtnala köyümüze geldi.
    Selamünaleyküm" dedi. "Ben müslümanim karsi daglarda asker var mi" diye sordu Tatar atlisi. Bizde "asker yok" dedik. Rus'un Bayburt'a gelisinden bu atli sayesinde haberdar olduk.
    Köyün yaslilari bir tepsi içerisinde ekmek , su ve tuz koyarak Rus askerine karsi gittiler. Rus gamandari (komutani) " karsi dagda asker varsa köyünüzü bosaltip savas edecegiz" dedi. Biz de asker olmadigini tekrar ettik. Bunun üzerine köy isgal edildi. Gamandar köyü talan emri verdi. Bir buçuk gün müddetle tavuklarimiz dahil olmak üzere bütün malimizi talan ettiler. Köylü tedbir olarak bütün kadinlari bir eve topladi. Biz annem ve kardeslerimizle köyden çikmadik.
    Cephe bozuldugunda köyümüzde birliklerinden ayrilmis Türk askerleri vardi. Ruslar bunlari topladilar. Her on kisiden birini vuracaklarini söylediler. Agabeyim de onlarin arasinda idi. 1 2……… 10 deyip bir kisiyi ayirmaya basladilar. Bu arada Akbulut köyünden Irfâni Efendi geldi. Rusça olarak Ruslar'in yakaladiklari kisilerin asker olmadigini Ruslar'a izah ederek vatandaslarimizi Ruslar'in elinden kurtardi.
    Mustafa Bey' e Göre Irfânî Efendi

    "Irfânî Efendi Akbulut köyünden olup yillarca Rusya'da insaat ve yol yapimi isleri ile ugrasmis köyümüzden dahi oralara isçi götürmüstür. Babayigit, iyiliksever, çok iyi Rusça bilen Ermeni mezâliminde mazlum halki koruyan, gözeten ve hatta kurtulus ruhunu asilayan daha sonra Ermeniler tarafindan kallesçe arkadasi Çayirköprülü Pîrî Efendi ve Belediye Reisi Hafiz Efendi ile birlikte katledilen saygideger bir kisi idi." diyor.

    Ziya MEMIS

    Bayburt'un Kalecik (Yukari Hayik) köyünden Abdullah oglu 1906 dogumlu Ziya MEMIS o günleri söyle resmetmektedir.
    "Köyümüzde Ermeni yoktu. Türk ordusu bozulup askerlerin geri çekildigi, Rus ordusunun ilerledigi haberi yayilinca daglarda Ermeni eskiyalari türedi. Arazimize gidemez olduk. Askerimizin geri çekilme olayini ise söyle anlatiyor: Gün agarmadan askerimiz Allah Allah nidalari köyün karsisindaki çamliga çikararak mevzilendi. Basimi ovaya çevirdigimde karinca gibi Rus askeri kaynadigini gördük(gördüm). Kahraman askerimiz Ruslar'i topa tuttu. Ovanin yüzü (yüzeyi) yarali ve ölülerle doldu; ancak sayilari o kadar çoktu ki askerlerimiz düzenli bir sekilde geri çekildi. Köyümüzü Rus (lar) isgal etti. (Ruslar) üç gün müddetle (müddetince) talan ilan etti (ler).

    BAYBURT'TA KALANLAR VE ERMENI MEZÂLIMI

    Bayburt halkinin göçebilenleri göçtükten sonra kalanlar korku aci ve dehset içinde ne olacagini bilemeden vatanlarinin istilasini bekleyen bî-çâre bir konuma düsmüslerdir.
    Düsman Erenli, (Duduzar) Dikmetas'tan (Aggi) ilerleyerek Bayburt'u isgal etmis ve Erzincan'da karargâh kurmus, Kop daglari ise arkadan çevrilmistir. Halk suskunlugun, perisan olmuslugun beklenmeyen günlerinde mecbur edilmistir yasamaya.
    Isgal güçleri, isgal sonrasinda köy, kasaba, ve sehir merkezindeki Bayburtlu'nun malini acimasizca yagmalamis, bu da yetmiyormus gibi zalimce katliamlara baslamistir.
    O günleri yasayanlardan biri olan Mehmet Hocaoglu'nun arsiv vesikalariyla yazdigi Ermeni Mezalimi ve Ermeniler'i anlatan eserinde isgal söyle dile getirilmektedir.
    " Evet Moskof Moskoftur ve emperyalisttir. Moskoflar Deli Petro zamanindan beri sicak denizlere çikmak, dünyaya hakim olmak sevdasindadirlar. Bu moskofun beyazinin da kizilinin da degismeyen politikasidir. Moskof bu gayeye ulasmak için her vasitaya basvurmaktan çekinmedigi gibi bu ugurda bir çok masum insan(lar)in kan(lar)inin akitilmasi da onu ilgilendirmez."
    Rus bu politikasini da Bayburt'ta en iyi sekilde uygulamis, halka göstermelik olarak iyi davranmis vatanini istila ettigi Bayburtlu'ya yaptigi zulmü halki göstermeye çalismistir. Bütün bunlarin yaninda Ermenisiz Ermenistan politikasini da canli tutmaya çalismistir.
    Rus birlikleri Bolsevik Ihtilâli'ni (7 Kasim 1917) takiben çekilmis gerideyse birlikte getirdikleri Ermeni çetelerinin zulmü kalmistir. Ermeni çeteleri zulüm faaliyetlerine baslamis ortaligi yakip yikmislardir. Söyle ki: O sirada Kafkas kolordusu komutani Yakup Sevki Pasa Bayburt'taki Ermeni Mezâlimi hakkindaki raporunda sunlari belirtmektedir.
    " Ermeniler Bayburt'u terk ettikleri gün kasabani en güzel konak ve magazalarindan dört yüz kadarini yakmislardir. 18 Ocak 1918 günü ekmeklik un dagitilacagini ilan ederek bir kisim kadin-erkek ve çocuklari evvelce hapishane yapilan büyük binaya sokarak binayi vahsice yakmislardir.
    Ayni zamanda sokaklarda tesadüf ettikleri çocuk, kadin ve erkekleri süngü ve kursunla sehit etmek suretiyle her türlü fenaligi yapmislardir."

    TAS MAGAZALARI (HANLARI) KATLIAMI

    Bayburt ve çevresinde tas magazalar katliami olarak bilinen olay kisaca söyle cereyan etmistir.
    Bayburt ve havalisindeki Müslüman halkin imhasina memur edilmis " Arsak Pasa" lakabi ile anilan azili Ermeni eskiyasi etrafina topladigi her türlü teçhizata sahip 500'e yakin Ermeni ile önceden hazirladiklari plan geregi 14 Subat 1918 günü her sokak ve mahalleye bir takim devriyeler çikararak birer bahane ile sokaklardaki ahaliyi toplamaya basliyorlar. (Sizi Arsak Pasa çagiriyor. Mühim meseleler görüsülecektir.) gibi yalanlarla halk kandirilarak imha yeri olarak planlanan Sari Hamdi Efendi'nin tas magazalarina kapatiliyorlar.
    16 Subat 1918 sabahina kadar süren bu toplama islemi, sabahleyin Müslüman kadinlarin toplanmasi ile devam ediyor.
    Toplanan 14 kadin ve genç kiz Tas Magazalari'nin tam karsisindaki Haydar Bey'in ahsap oteline dolduruluyorlar.
    Katliam sabah 3'te basliyor. Tas Magazalari'nin kapidan girildigi zaman sagdan birinci odaya 23, soldan birinci odaya 4, ikinci odaya 60, 3. odaya 50, avlunun bitimindeki odalardan soldakine 48, sagdakine 8 kisi olmak üzere toplam 193 kisi dolduruluyor.
    Soldan birinci odada bulunan Belediye Baskani Hafiz Süleyman, Akbulutlu Irfânî, Çayirköprülü Pîrî ve Pelitlili Ahmet odadan çikarilarak korkunç bir sekilde katlediliyorlar. (Bunlar Bayburt'un önemli esrafindan olup yörede kanaat önderi konumunda olan insanlardir. Konursulu büyüklerimizin anlattigina göre Konursu'nun ileri gelenlerinden Etem Aga da Ermenilerce bu toplantiya çagrilmis Etem Aga'nin babasi Haci Halil gördügü rüya üzerine oglunun gitmesini engellemek istemis oglu ise bunu dinlemeyerek küheylanina atlayip toplantiya gitmek için yola çikmis; ancak bugünkü Konursu Saglik Ocagi'nin bulundugu yerde at ayaklarini havaya kaldirip bütün zorlamalara karsin gitmek istememistir. Daha sonra Bayburt tarafindan kara bir dumanin gökyüzünü sardigi Konursu ahalisince görülmüstür. )
    Ermeniler daha sonra etraftan zorla topladiklari ahaliyi diger tutuklularin gözleri önünde sehit etmislerdir. Gözleri önünde korkunç ve vahsice arkadaslarinin öldürüldügünü gören tutuklular aci feryatlar çikarmis, kendilerine sira gelince de müdafaaya çalismislarsa da ellerinde silaha benzer hiçbir seye bulunmadigindan iskenceyle ve vahsiligin en korkuncuna katlanarak sehadet serbetini içmislerdir.
    Kendilerine sira gelmesini bekleyen 60 kisiden Murat Çavus, Sevki Saraç Hafiz ve Zahit mahallesinden Sadik ölüler arasina girerek kendilerin ölü süsü verip kurtulmuslardir.
    Yine Haydar Bey'in oteline doldurulan 14 kadin soyundurulmaya zorlanmis bunlardan 3'ü kendilerini pencereden atmayi basarmislardir. Kalan kadinlari çiplak bir halde Haydar Bey'in oteline bitisik Çavusoglu'nun oteline götüren Ermeniler burada hepsini birer birer öldürüp yakmislardir.
    Pencereden asagi kendisini atan kadinlardan birinin tutuklu bulunan iki kizinin yukarida feryada balamasi üzerine Ermeniler bu kizlari da asagi indirip can çekisen annelerinin gözleri önünde sehit etmislerdir. Daha sonra da cesetleri annelerinin kollari arasina verip gazla kadini tutusturup diri diri yakmislardir.
    Bir tarafta bu insanlik disi vahset olurken diger tarafta Tas Magazalari'na doldurulup kimi (bu kelime Bayburt'ta bazi anlaminda kullanilir.) öldürülen kimi yaralanan kimi ise ölü diye birakilan zavalli insanlar üzerlerine yagdirilan kursun ve bomba yagmurundan sonra esi ve benzeri görülmemis katliamin son safhasinda olan üzerlerine gaz dökülüp yakilmislardir.
    Ermeniler bu zavalli insanlari yakarken bunlarin "imdat" diye bagrismalari ve inlemelerini müzik gibi algilayarak eglenceler yapmislardir. Insanligin simdiye kadar sahidi olmadigi ve tarihin hiçbir devrinde kaydetmedigi bir sekilde yakilan katledilen görülmemis iskencelerle yok edilen bu insanlarin mevcudu 500'den fazladir.
    Bu korkunç facialar sürüp giderken sehrin bati yönünde Trabzon-Erzurum yolu üzerinde "binbasi hanlari" denilen ve Ruslar tarafindan cephanelik yapilan binanin plan disi ateslenmesi ile müthis bir patlama olmus, Ermeniler Türk ordusunun ilerlemekte olmasindan korktuklarindan bu patlamayi Türk ordusunun yakinlarindan top atmaya baslamasi sanarak panige kapilmis ve Erzurum'a dogru kaçmaya baslamislardir.
    21 Subat 1918 günü Türk süvarileri Bayburt'a girmis kan ve korkunun yerini sevinç göz yaslari almistir. Bayburtlu Zihni'ce bir söyleyisle günler yeniden ülfetin çagina tebdil olmustur.

    Bu yazi Bayburt isimli 21 Subat 1989 tarihli dergiden derlenerek bazi eklemelerle yeniden yazilmistir.


    Yazinin degisiklige ugramamis hâlinin bulundugu kaynak:

    Bayburt Isimli Özel Sayili Dergi, Rus Isgali ve Ermeni Mezâlimi, Bayburt, 21 Subat Kurtulus Özel Sayisi, 1989, s.2-3.

  •