Yil 1916. Düsman Erzurum'u ele geçirmis. Dumlu, Hinis
bogazindan taaruza geçerek Karasu vadisinin kuzeyini takip ederek
Karabiyik'a bugünkü ismi ile Kandilli'ye sizmis. Askale önlerinde
51. Piyade Alayi ile karsilasmis. Alaya büyük zayiat vererek Sansa
deresine dogru ilerlemistir.
Dumanli Sansa deresi ve Kop daglarinda mevzilenen Türk birlikleri
alayi imhadan kurtarmak için düsmanin önemli bir kesimini esir
alir. Diger kismini da geri çekilmek zorunda birakir.
Israrla isgal hareketine devam eden Rus birlikleri savasin agirlik
noktasini teskil eden Kop daglarini defalarca geçmeye çalisir.
Türk askerî birliklerine yardima giden binlerce sivil Bayburtlu
Kop daglarinda ordu-millet bütünlesmesinin en güzel örnegini verir.
"Kop Savunmasi muvaffak olmus ikinci Plevne'dir." diyen
bölge komutani Maresal Fevzi Çakmak bu savasinin ne zorlu bir
savas oldugunu çok güzel bir sekilde ifade eder.
Kop daglarini geçemeyen düsman bu kez Gavur daglari yolu ile Ispir
bogazini zorlar. Kisa zamanda bogaz düser. Günlüce köyü merkez
olmak üzere düsman Bayburt istikametine yönelir.
Allahim ne bunaltici, ne bogucu bir gece
Gözlerimiz bulutlandi, arabaya binince
Karanlikta kaçiyoruz, çogaliyor korkumuz,
Umulmadik bir felaket geçiriyor ordumuz
Evet acisini yüreginde duyarak o günleri en güzel
sekilde ifade eden hemsehrimiz sair Kemalettin Kamu'nun hislerine
yine bir baska dörtlügü ile ortak olalim.
Gönüllerin gözyasina inandigi bir anda
Bin bahçeli beldemizi yadellere biraktik
Gölgesinde barinacak tek agacim yok artik
Dallarinda bülbül öten bahçelere elveda.
Elemi ile sevinciyle ortak bir gaye için yüzyillardir
üzerinde yasadigi ugrunda seve seve canini verdigi öz vataninda
boynu bükük, gözleri yasli ve sehitlerini arkada birakarak çoluk
çocugunu yanina aldigi birkaç esyasini arabaya yükleyerek aç,
susuz, basi açik, yalin ayak yollara düstüler tarihin onlara reva
gördügü o zaman diliminde insanlarimiz.
YASAYAN TANIKLARI O GÜNLERIN
Aslan MERCIMEKOGLU
O günleri yasayan hemsehrimiz Ahmet oglu 1897 dogumlu
Aslan MERCIMEKOGLU Bayburt'un kuzeyine düsen Konursu kasabasindan
bir büyügümüz oldugu için muhaceret günlerine dair kendisine basvurdugumuzda
bize sunlari aktariyordu.
" Ben o tarihte cephede askerdim. Bizim birligimiz Soganli
cephesinden geri alindi.Ben hastaligim dolayisiyla komutanimdan
belge alarak köyüm döndüm. Birkaç gün köyde kaldiktan sonra duyduk
ki cephe bozulmus ve Rus topraklarimiza dogru geliyormus. Biz
de aile olarak aksam ezani okunurken köyümüzden Ugrak (Varzahan)
köyüne oradan da Çayiryolu (Sünür) köyüne gittik. Geceyi orada
geçirdikten sonra sabahleyin kafilemize Çikotlar'dan enistem Husret
katildi. Rus'un o gün Bayburt'a geldigini haber verdi. Yine Mehmet
Efendi, Killi Aligilin Ahmet Efendi aileleri ile birlikte kafilemize
katildilar. Oradan hareketle Karahisar, Susehri, Zile yolu ile
Çorum'a gittik. Sehirler arasinda dolasirken iasemizi hükûmet
veriyordu"
Güllü Hatûn
Bayburt'un Gökçedere (Pulur) kasabasindan Gögüs ogullarindan
Imam kizi yaklasik 1891 dogumlu Güllü Hatûn muhacereti görmüs
geçirmis, bagri yanik bir Türk anasidir. Muhacirlige 3 yavrusu
ile çikmis tek evlâdi ile dönmüs bir ana olan Güllü Hatûn'un esi
cephede, iki oglu ise yol boylarinda sehit düsmüstür. Torunundan
bize intikal eden hatiralarina göre muhacereti söyle anlatmaktadir
" Evden barktan, köyden, kentten, tangir-ocaktan yok olacaksin.
Yollara düseceksin can havliyle. Aç, susuz kalacaksin. Yanik tarlalarin,
viranelerin, artiklari kavrulmus bugdaylarini ekmek yerine yiyeceksin.
Üst çiplak, bas açik ayaklar delik desik, bunlar yetmezmisçesine
tasinmaz agirliginin üstüne batmanlik üzüntüyü de yükleyeceksin.
Her nefeste bir oh çekeceksin. Muhacereti görenlerin beli bükük
bagri yaniktir yanik hey ogul"
Mustafa YAZICIOGLU
Isgal günlerini yasayan taniklardan Konursu Kasabasi'ndan
Mevlüt oglu 1904 dogumlu Mustafa YAZICIOGLU ise sunlari söylemektedir.
" Adabasi (Abras) köyü istikametinden bir süvari dörtnala
köyümüze geldi.
Selamünaleyküm" dedi. "Ben müslümanim karsi daglarda
asker var mi" diye sordu Tatar atlisi. Bizde "asker
yok" dedik. Rus'un Bayburt'a gelisinden bu atli sayesinde
haberdar olduk.
Köyün yaslilari bir tepsi içerisinde ekmek , su ve tuz koyarak
Rus askerine karsi gittiler. Rus gamandari (komutani) " karsi
dagda asker varsa köyünüzü bosaltip savas edecegiz" dedi.
Biz de asker olmadigini tekrar ettik. Bunun üzerine köy isgal
edildi. Gamandar köyü talan emri verdi. Bir buçuk gün müddetle
tavuklarimiz dahil olmak üzere bütün malimizi talan ettiler. Köylü
tedbir olarak bütün kadinlari bir eve topladi. Biz annem ve kardeslerimizle
köyden çikmadik.
Cephe bozuldugunda köyümüzde birliklerinden ayrilmis Türk askerleri
vardi. Ruslar bunlari topladilar. Her on kisiden birini vuracaklarini
söylediler. Agabeyim de onlarin arasinda idi. 1 2……… 10 deyip
bir kisiyi ayirmaya basladilar. Bu arada Akbulut köyünden Irfâni
Efendi geldi. Rusça olarak Ruslar'in yakaladiklari kisilerin asker
olmadigini Ruslar'a izah ederek vatandaslarimizi Ruslar'in elinden
kurtardi.
Mustafa Bey' e Göre Irfânî Efendi
"Irfânî Efendi Akbulut köyünden olup yillarca
Rusya'da insaat ve yol yapimi isleri ile ugrasmis köyümüzden dahi
oralara isçi götürmüstür. Babayigit, iyiliksever, çok iyi Rusça
bilen Ermeni mezâliminde mazlum halki koruyan, gözeten ve hatta
kurtulus ruhunu asilayan daha sonra Ermeniler tarafindan kallesçe
arkadasi Çayirköprülü Pîrî Efendi ve Belediye Reisi Hafiz Efendi
ile birlikte katledilen saygideger bir kisi idi." diyor.
Ziya MEMIS
Bayburt'un Kalecik (Yukari Hayik) köyünden Abdullah
oglu 1906 dogumlu Ziya MEMIS o günleri söyle resmetmektedir.
"Köyümüzde Ermeni yoktu. Türk ordusu bozulup askerlerin geri
çekildigi, Rus ordusunun ilerledigi haberi yayilinca daglarda
Ermeni eskiyalari türedi. Arazimize gidemez olduk. Askerimizin
geri çekilme olayini ise söyle anlatiyor: Gün agarmadan askerimiz
Allah Allah nidalari köyün karsisindaki çamliga çikararak mevzilendi.
Basimi ovaya çevirdigimde karinca gibi Rus askeri kaynadigini
gördük(gördüm). Kahraman askerimiz Ruslar'i topa tuttu. Ovanin
yüzü (yüzeyi) yarali ve ölülerle doldu; ancak sayilari o kadar
çoktu ki askerlerimiz düzenli bir sekilde geri çekildi. Köyümüzü
Rus (lar) isgal etti. (Ruslar) üç gün müddetle (müddetince) talan
ilan etti (ler).
BAYBURT'TA KALANLAR VE ERMENI MEZÂLIMI
Bayburt halkinin göçebilenleri göçtükten sonra kalanlar
korku aci ve dehset içinde ne olacagini bilemeden vatanlarinin
istilasini bekleyen bî-çâre bir konuma düsmüslerdir.
Düsman Erenli, (Duduzar) Dikmetas'tan (Aggi) ilerleyerek Bayburt'u
isgal etmis ve Erzincan'da karargâh kurmus, Kop daglari ise arkadan
çevrilmistir. Halk suskunlugun, perisan olmuslugun beklenmeyen
günlerinde mecbur edilmistir yasamaya.
Isgal güçleri, isgal sonrasinda köy, kasaba, ve sehir merkezindeki
Bayburtlu'nun malini acimasizca yagmalamis, bu da yetmiyormus
gibi zalimce katliamlara baslamistir.
O günleri yasayanlardan biri olan Mehmet Hocaoglu'nun arsiv vesikalariyla
yazdigi Ermeni Mezalimi ve Ermeniler'i anlatan eserinde isgal
söyle dile getirilmektedir.
" Evet Moskof Moskoftur ve emperyalisttir. Moskoflar Deli
Petro zamanindan beri sicak denizlere çikmak, dünyaya hakim olmak
sevdasindadirlar. Bu moskofun beyazinin da kizilinin da degismeyen
politikasidir. Moskof bu gayeye ulasmak için her vasitaya basvurmaktan
çekinmedigi gibi bu ugurda bir çok masum insan(lar)in kan(lar)inin
akitilmasi da onu ilgilendirmez."
Rus bu politikasini da Bayburt'ta en iyi sekilde uygulamis, halka
göstermelik olarak iyi davranmis vatanini istila ettigi Bayburtlu'ya
yaptigi zulmü halki göstermeye çalismistir. Bütün bunlarin yaninda
Ermenisiz Ermenistan politikasini da canli tutmaya çalismistir.
Rus birlikleri Bolsevik Ihtilâli'ni (7 Kasim 1917) takiben çekilmis
gerideyse birlikte getirdikleri Ermeni çetelerinin zulmü kalmistir.
Ermeni çeteleri zulüm faaliyetlerine baslamis ortaligi yakip yikmislardir.
Söyle ki: O sirada Kafkas kolordusu komutani Yakup Sevki Pasa
Bayburt'taki Ermeni Mezâlimi hakkindaki raporunda sunlari belirtmektedir.
" Ermeniler Bayburt'u terk ettikleri gün kasabani en güzel
konak ve magazalarindan dört yüz kadarini yakmislardir. 18 Ocak
1918 günü ekmeklik un dagitilacagini ilan ederek bir kisim kadin-erkek
ve çocuklari evvelce hapishane yapilan büyük binaya sokarak binayi
vahsice yakmislardir.
Ayni zamanda sokaklarda tesadüf ettikleri çocuk, kadin ve erkekleri
süngü ve kursunla sehit etmek suretiyle her türlü fenaligi yapmislardir."
TAS MAGAZALARI (HANLARI) KATLIAMI
Bayburt ve çevresinde tas magazalar katliami olarak
bilinen olay kisaca söyle cereyan etmistir.
Bayburt ve havalisindeki Müslüman halkin imhasina memur edilmis
" Arsak Pasa" lakabi ile anilan azili Ermeni eskiyasi
etrafina topladigi her türlü teçhizata sahip 500'e yakin Ermeni
ile önceden hazirladiklari plan geregi 14 Subat 1918 günü her
sokak ve mahalleye bir takim devriyeler çikararak birer bahane
ile sokaklardaki ahaliyi toplamaya basliyorlar. (Sizi Arsak Pasa
çagiriyor. Mühim meseleler görüsülecektir.) gibi yalanlarla halk
kandirilarak imha yeri olarak planlanan Sari Hamdi Efendi'nin
tas magazalarina kapatiliyorlar.
16 Subat 1918 sabahina kadar süren bu toplama islemi, sabahleyin
Müslüman kadinlarin toplanmasi ile devam ediyor.
Toplanan 14 kadin ve genç kiz Tas Magazalari'nin tam karsisindaki
Haydar Bey'in ahsap oteline dolduruluyorlar.
Katliam sabah 3'te basliyor. Tas Magazalari'nin kapidan girildigi
zaman sagdan birinci odaya 23, soldan birinci odaya 4, ikinci
odaya 60, 3. odaya 50, avlunun bitimindeki odalardan soldakine
48, sagdakine 8 kisi olmak üzere toplam 193 kisi dolduruluyor.
Soldan birinci odada bulunan Belediye Baskani Hafiz Süleyman,
Akbulutlu Irfânî, Çayirköprülü Pîrî ve Pelitlili Ahmet odadan
çikarilarak korkunç bir sekilde katlediliyorlar. (Bunlar Bayburt'un
önemli esrafindan olup yörede kanaat önderi konumunda olan insanlardir.
Konursulu büyüklerimizin anlattigina göre Konursu'nun ileri gelenlerinden
Etem Aga da Ermenilerce bu toplantiya çagrilmis Etem Aga'nin babasi
Haci Halil gördügü rüya üzerine oglunun gitmesini engellemek istemis
oglu ise bunu dinlemeyerek küheylanina atlayip toplantiya gitmek
için yola çikmis; ancak bugünkü Konursu Saglik Ocagi'nin bulundugu
yerde at ayaklarini havaya kaldirip bütün zorlamalara karsin gitmek
istememistir. Daha sonra Bayburt tarafindan kara bir dumanin gökyüzünü
sardigi Konursu ahalisince görülmüstür. )
Ermeniler daha sonra etraftan zorla topladiklari ahaliyi diger
tutuklularin gözleri önünde sehit etmislerdir. Gözleri önünde
korkunç ve vahsice arkadaslarinin öldürüldügünü gören tutuklular
aci feryatlar çikarmis, kendilerine sira gelince de müdafaaya
çalismislarsa da ellerinde silaha benzer hiçbir seye bulunmadigindan
iskenceyle ve vahsiligin en korkuncuna katlanarak sehadet serbetini
içmislerdir.
Kendilerine sira gelmesini bekleyen 60 kisiden Murat Çavus, Sevki
Saraç Hafiz ve Zahit mahallesinden Sadik ölüler arasina girerek
kendilerin ölü süsü verip kurtulmuslardir.
Yine Haydar Bey'in oteline doldurulan 14 kadin soyundurulmaya
zorlanmis bunlardan 3'ü kendilerini pencereden atmayi basarmislardir.
Kalan kadinlari çiplak bir halde Haydar Bey'in oteline bitisik
Çavusoglu'nun oteline götüren Ermeniler burada hepsini birer birer
öldürüp yakmislardir.
Pencereden asagi kendisini atan kadinlardan birinin tutuklu bulunan
iki kizinin yukarida feryada balamasi üzerine Ermeniler bu kizlari
da asagi indirip can çekisen annelerinin gözleri önünde sehit
etmislerdir. Daha sonra da cesetleri annelerinin kollari arasina
verip gazla kadini tutusturup diri diri yakmislardir.
Bir tarafta bu insanlik disi vahset olurken diger tarafta Tas
Magazalari'na doldurulup kimi (bu kelime Bayburt'ta bazi anlaminda
kullanilir.) öldürülen kimi yaralanan kimi ise ölü diye birakilan
zavalli insanlar üzerlerine yagdirilan kursun ve bomba yagmurundan
sonra esi ve benzeri görülmemis katliamin son safhasinda olan
üzerlerine gaz dökülüp yakilmislardir.
Ermeniler bu zavalli insanlari yakarken bunlarin "imdat"
diye bagrismalari ve inlemelerini müzik gibi algilayarak eglenceler
yapmislardir. Insanligin simdiye kadar sahidi olmadigi ve tarihin
hiçbir devrinde kaydetmedigi bir sekilde yakilan katledilen görülmemis
iskencelerle yok edilen bu insanlarin mevcudu 500'den fazladir.
Bu korkunç facialar sürüp giderken sehrin bati yönünde Trabzon-Erzurum
yolu üzerinde "binbasi hanlari" denilen ve Ruslar tarafindan
cephanelik yapilan binanin plan disi ateslenmesi ile müthis bir
patlama olmus, Ermeniler Türk ordusunun ilerlemekte olmasindan
korktuklarindan bu patlamayi Türk ordusunun yakinlarindan top
atmaya baslamasi sanarak panige kapilmis ve Erzurum'a dogru kaçmaya
baslamislardir.
21 Subat 1918 günü Türk süvarileri Bayburt'a girmis kan ve korkunun
yerini sevinç göz yaslari almistir. Bayburtlu Zihni'ce bir söyleyisle
günler yeniden ülfetin çagina tebdil olmustur.
Bu yazi Bayburt isimli
21 Subat 1989 tarihli dergiden derlenerek bazi eklemelerle yeniden
yazilmistir.
Yazinin degisiklige ugramamis hâlinin bulundugu kaynak:
Bayburt Isimli Özel Sayili Dergi, Rus Isgali ve Ermeni
Mezâlimi, Bayburt, 21 Subat Kurtulus Özel Sayisi, 1989, s.2-3.